Aile mirasına derinlemesine bakmak cesaret ve gerçeğe açıklık gerektirir. Başkalarıyla (çocuklarımız da dâhil) kurduğumuz ilişkiler, kendimizle kurduğumuz ilişkinin bir sonucudur. Bu ilişki, geçmişin kilitli sandıklarını açan anahtardır; o sandıkların içinde aile yaralarını görür ve onları iyileştirebiliriz. Böylece ebeveynlerimizin hangi sandıkları miras aldığını anlayabilir ve bizlerin çocuklarımıza neleri aktardığını görebiliriz. Bağışlama, uzlaşma, minnettarlık... “Minnettar olabildiğim için minnettarım,” diye yazıyor Danica Vidmar; acı için de, zor olan her şey için de minnettar.
Artık daha yumuşak ve daha neşeli bir yaşam için donanımlı; torunlarıyla ilişkilerini besleyebiliyor ve nihayet ait olduğu topluluğuyla bağ kurabiliyor. “Yeni yeteneğimin önemli bir parçası kişisel dilim,” diyor. “Duygularımı ve ihtiyaçlarımı, yargılamadan ve sözlerimi örtük anlamlarla yüklemeden ifade etmeye çalışıyorum. Kendime ve başkalarına karşı içten, açık ve saygılı olmayı öğrenmeye devam ediyorum.” En iyileştirici olan ise suçluluk ve yetersizlik duygusundan özgürleşmiş olması. Kişisel özgürlük duygusundan sahici ilişkiler ve yakınlık doğar; bu duygular ruhu, kalbi ve zihni besler, bedeni iyileştirir.
Danica Vidmar’ın Yuvasız Kızlar adlı kitabı, hayatın engebeli yolunda tökezleyen herkes için cesaret verici ve ilham dolu bir okuma. Bize bir yol işareti sunuyor ve kalbimizde değişimin mümkün olduğuna dair umutla cesur bir adım atmaya davet ediyor. DEĞİŞİM MÜMKÜN!