Sahte mutluluk maskelerinin, dijital onaylanma arzularının ve bastırılmış öfkelerin dayatıldığı modern dünyada insan, giderek kendi doğasına yabancılaşıyor. Zihinlerin yorulduğu bu çağda, ne hissedildiğini ve en önemlisi de bu hissin neden ortaya çıktığını bilmek, artık entelektüel bir bilgisinin ötesine taşınmaktadır.
Yüzyıllar boyunca şairlerin kalbe atfettiği o sarsıcı duygular; kederin ağırlığı, tebessümün sıcaklığı ve aklı baştan alan aşk... Peki ya tüm bunlar, beynimizin karanlık odalarında kopan sessiz kimyasal fırtınaların birer yansımasıysa?
Prof. Dr. Oytun Erbaş, insan denen muazzam bilmeceyi nörobiyolojinin ışığında, şefkatli ve çarpıcı bir dille çözümlüyor. Bizi sadece hücrelere ve moleküllere indirgemeden; uğruna ince hastalığa yakalanılan o meşhur "kara sevda"nın nasıl kusursuz bir dopamin bağımlılığı olduğunu, terk edilme acısının bedende yarattığı somut sızıyı, cinsel yönelimleri, çocukluk çağındaki travmaların ilişkileri nasıl etkilediğini ve sağlıklı bir ilişki için neler yapılması gerektiğinin yollarını bilimsel gerçeklerle okura sunuyor.
"Aşk, entelektüel beyinlerin işidir," diyerek ezber bozuyor ve okuru, dürtülerinin çaresiz bir kölesi olmaktan çıkarıp, kendi zihninin kaptan köşküne davet ediyor.
Kendi kimyasal okyanusunuzun dalgalarında boğulmadan yüzmeye ve iç dünyanızın bilge bir gözlemcisi olmak için adım atın.