Bu çalışma, diğer tüm çalışmalar gibi akıl kurcalayan bir sorudan ve bu sorununpeşinedüşerek yaşadığımız bir maceradan doğdu. Yıllar evvel modern Türk şiirinde “şiirsel estetikve delilik” üzerine araştırmalar yaparken kendimi bir anda tasavvuf kültürününiçindebulmuştum. Bir madencinin nazik ve titiz çalışmasıyla ürettiği cevherdeki sabır, şimdi elinizdetuttuğunuz bu eserin yayımlanmasına vesile oldu. “Tasavvuf kültürü ile delilik” kavramlarını bir araya getirip inceleyen nice eser arasındabumaceraya çıkmak biraz zor olsa da bir yazma nüsha tüm araştırmayı değiştirdi. Öylekitasavvuf kültürünün ve edebiyatının en ilgi çekici ve araştırılmaya muhtaç mevzularındanbiriolan tasavvufî delilik veya tasavvufî cezbe kıssaları ve menâkıbnâmelerinin “cünûn, mecnûn,dîvâne, deli, meczûb, müvelleh” gibi bazı tasavvufî kavramlar çerçevesinde İslâmkültürvemedeniyet sahamızda zengin bir birikim ve edebî kültür oluşturduğunu fark etmekyeni bircevher bulmak gibiydi. Türk-İslâm edebiyatı eserleri bu bağlamda kendi kavramdünyasıiçinde yukarıda sözünü ettiğimiz ıstılâhlarla ilgili bir edebiyat kültürü meydana getirmişti.İştebu çalışma, müellifi bilinmeyen bir mecmua üzerinden “cünûn, dîvâne, meczûb”gibikavramların müteradifleri bağlamında teşekkül eden tasavvufî cünûniyet veyadîvânelikhâlleri, ilâhî aşk ve cezbe kavramlarıyla yepyeni bir boyuta ulaştı. Bu kavramlarınTürk-İslâmkültür ve medeniyet dairesinde nasıl algılandığı hâlen büyük bir araştırmasorusu.“Mecnûnlar” bu sonsuz deryâya katre olma niyetindedir.