Bir gece, Anadolu’nun sessiz dağlarında bir iz belirdi… Ne bir kurda ne bir insana aitti bu iz. Yaşlı anlatıcılar onun adını fısıldıyordu: Miras. Miras, bir pars olmanın ötesinde unutulmuş hikâyelerin, kaybolan değerlerin ve susmaya başlayan doğanın taşıdığı son sırdı. Küçük bir karga ile yolları kesiştiğinde, ikisi de aynı sorunun peşine düşecekti: “Bir şey gerçekten ne zaman yok olur? Kaybolduğunda mı? Unutulduğunda mı?” Bu yolculukta orman konuşacak, taşlar hatırlayacak ve Anadolu’nun kalbinde saklanan eski bir sır ortaya çıkacak.