Benim Gözümün Nuru,
Gönlümün Efendisi,
Gecemin Işığı Efendim!
Ciğerim kanıyor, sanma ki gönül yarasından,
Aylardır öksüzüm, Fikriye derken can veren sesinden.
Serdim ayaklarının altına, ne kaldıysa geriye zavallı Fikriye’den,
“Gel kurtar” demeye bile gücüm kalmadı, çektiğim bu çileden.
(Fikriye Hanım’dan Atatürk’e)
* * *
Sevgili bir hüzün gibi geldi geçti buradan,
Şikâyetçi olmadı yorgun başımdan.
Tanıdık bir lezzetti sunduğu kahve fincanından,
Yok olması mümkün değil acıyan vicdanımdan.
(Atatürk’ten Fikriye Hanım’a)
Türkiye’nin ilk kadın pilotu olan manevi annem Sabiha
Gökçen’den bana kalan belgeler içinde Osmanlıca, şiir tarzında
yazılmış iki sayfa buldum. Türkçeye tercüme ettirdiğimde
çok büyük bir sürprizle karşılaştım. Bunlar Fikriye Hanım ve
Atatürk’ün birbirlerine yazdıkları şiirlerdi.
Kitabımı, birçok kitaba ve filme konu olan, yıllardır
konuşulan bu büyük ama hazin aşk öyküsünün
kanıtlarından biriyle açmaya karar verdim.
Eriş Ülger