Temmuz 1846’da Henry David Thoreau, köleliğe ve Meksika’ya karşı yürütülen savaşa muhalefetinin bir ifadesi olarak Amerikan devletine vergi ödemeyi reddettiği için tutuklanır. Bu bireysel direniş eylemi, 1849’da yayımlanan ve sivil itaatsizlik kavramının temelini atan metnin doğrudan kaynağı olur. Devletin kör gücüne ve bireyi boyunduruk altına alan mekanizmalarına yöneltilmiş bu sert eleştiri, yalnızca bir dönem tanıklığı değil; Gandhi’den Martin Luther King’e, Nelson Mandela’dan günümüz düşünürlerine uzanan evrensel bir etik ve politik mirastır.
Çoğunluğun azınlıkları bastırma eğilimine karşı nasıl direnilir? Adaletsiz bir yasaya uymak zorunlu mudur? Thoreau, her itaatsizlik eyleminin, kurumlarımızı ayakta tutan uzlaşmaları sorgulayan radikal bir bilinç taşıdığını savunur. Bu metin, okuru siyasal hayal gücünü yeniden düşünmeye davet eder: İnsan haklarının tanınması ve örgütlenmesi konusunda daha ileri gitmek mümkün değil midir?