‘Safevi Devleti, kurucu ve asli öge olarak tarihî Azerbaycan ve bugünkü İran’ın; siyasi ve mezhebî öteki olarak da Osmanlı-Türk kimliğinin merkezî figürlerindendir. Bu nedenle pek çok akademik ve popüler çalışmanın odağında yer almaktadır. Böylesi bir merkezî konum, Safevilere dair hükümlerin zamanla kökleşip yerleşmesine ve sarsılmaz bir hale gelmesine sebep olmuştur. Oysa bir araştırmadan beklenen daha önce çokça ele alınmamış ve haliyle üzerine fazla söz söylenmemiş bir konu seçimidir. Halbuki Safevi tarihi çalışmak demek, bölgenin en eski fay hattı üzerinde ekolleşmiş isimlerin gölgesinde, doğru ya da yanlış bolca kabulün, önyargının orta yerinde, sadece bir kıvılcımla alevlenecek bitmeyen bir hassasiyet zemininde azm-i sefer eylemektir.
Şah’ın Bahçesinde –Şah İsmail Öncesi ve Sonrası Kızılbaşlık– adlı araştırma, bütün bu zorlukları hafife alan cüretkâr bir girişimden çok, meselenin yalnızca tarihsel açıdan değil bugün de hayati öneme haiz olduğunu bilmenin verdiği cesaretin bir sonucudur.’
İlgar Baharlu tarihin bu cazip ve çetrefil konusunu,bütün cepheleriyle tartışıp açığa çıkarıyor.