Genç denizci Edmond Dantès, hayatının en parlak dönemini yaşarken işlemediği bir suç sebebiyle ihanete uğrar ve karanlık bir zindana atılır. Bu ihanet yüzünden aşkını, özgürlüğünü ve umutlarını dahi kaybeden Dantès, bir intikam yeminiyle hayata tutunur.
Yıllar sonra, esrarengiz bir servetin sahibi olarak Monte Kristo Kontu kimliğiyle Paris’e dönen Dantès, artık o masum genç adam değildir: Adalet terazisinin kefelerini kendi elleriyle dengeleyecek bir gölgeye dönüşmüştür.
Bir Alexandre Dumas klasiği olan Monte Kristo Kontu, insan tabiatının hem iyi hem de kötü taraflarını gözler önüne sererken “affetmek” ile “cezalandırmak” kavramlarını da irdeler. Bu eser sadece bir intikamın değil; tutkunun, sadakatin ve dönüşümün zamansız bir destanıdır.
...Tanrı’nın insanlara geleceği açıklayacağı güne kadar, insan bilgeliğinin yalnız şu iki kelimede özetleneceğini hiçbir zaman unutmayın: Bekle ve ümit et.