Bizi parçalara ayırmaya çalışan modern dünyada ruh ile bedenin ba- ğını koparmamak oldukça zor. İnsan bu ikisinden mülhem; çamur- dan süzülmüş bir beden ile ilahî bir nefesin muazzam bir terkibi ... İçinden ruhu aldığınızda geriye yalnızca bir et yığını kalıyor. İçinde yaşadığımız çağ bedenimizi spor salonlarına, diyetisyenlere ve este- tik uzmanlarına, zihnimizi de psikologlara emanet etmemizi istiyor. Bizden bu senaryonun birer figüranı gibi peşin bir kabulle hareket etmemizi bekliyor. Ve bu şekilde daha katlanılabilir bir yaşam vaadi sunuyor. Halbuki insan, birbirinden bağımsız parçaların toplamın- dan ziyade, ruh ve bedenin irtibatıyla kemale eren bir bütündür. Modern yaşam bizi madde odaklı bir tüketime hapsederken, ruhu- muz aç bir vaziyette anlam arıyor. Göğsün daralması, aslında bu iki dünyanın birbirinden kopuk yaşanmasının doğal bir neticesidir. Kaygı Çağında İnşirah modern insanın kaybettiği bütünlüğü yeni- den keşfetmeye, ruhun çığlıklarını duymaya ve hayatın karmaşasın- da kendi özüyle yeniden bağ kurmaya açık bir davet.