“Ah Hakkı, dinlemedin vaktinde aklı,
Nerede aranacak haklının hakkı?”
Hayat dediğimiz bu boyutta aslında nelere sahibiz?
Sahip olduklarımızın; varlığın, değerlerin, hatta sevginin ne kadarını gerçekten hak ediyoruz?
İki insanın karşı karşıya geçip, gırtlaklarını parçalarcasına tartışması…
İkisinin de aynı şiddetle kendini haklı görmesi…
Oysa gerçekte yalnızca birinin haklı olması.
Ne tuhaf, ne tanıdık.
Hangisi hak?
Hangisi haksızlık?
Kim haklı, kim haksız?
***
Özkan İrman, kahramanı Ömer’in anlatımıyla okuru bir “hak” yolculuğuna çıkarıyor.
Vicdanla çıkarın, adaletle inancın, doğruyla haklı olma hâlinin birbirine karıştığı bu yolculukta, okur kendine şu soruyu sormadan edemiyor:
Hak, gerçekten kimin hakkı?