Kafkasya’nın kadim dağlarında, bir antlaşmanın teminatı, bir isyanın cezası ya da sadakatin kanıtı olarak güçlü ailelerin çocukları rehine olarak alınırdı. Onlara emanet denirdi.Rus İmparatorluğu, sınırlarını güneye doğru genişletirken, Kafkasya’nın güçlü ailelerinin çocuklarını rehin alarak hem itaati garanti altına aldı hem de imparatorluğa sadık yeni bir elit inşa etmeyi hedefledi. Kimi Rus kalelerinde gözetim altında tutuldu, kimi Moskova ve St. Petersburg’daki askerî okullara gönderildi. İsimleri, dilleri, inançları, kimlikleri değişti. Ne am anlamıyla Rus ne de tam anlamıyla Kafkasyalı. Bu nedenle kendi halkları onlara Uruskan dedi: Rus’un yetiştirmesi.
Çarlık sarayında yükselen Çerkes prenslerinden Napolyon’a karşı savaşan Çeçen generale, Şeyh Şamil’in Ruslaşan oğlundan Osmanlı paşası olan Oset generale uzanan portreler. İki dünya arasında kalmış, imparatorluk tarihine kahramanlıklarla, ihanetlerle, trajedilerle yazılan
bir nesil…