İbn Arabî’nin açtığı yolun zirvesi. İslâm tasavvufunun en kuşatıcı metafizik sentezi.
On dördüncü yüzyılda Bağdatlı bir derviş, insan hakkında söylenmiş en iddialı sözü söyler: İnsan yaratılmışlardan biri değildir; o, bütün mertebeleri kendi bünyesinde toplayabildiği için âlemin özeti, ilâhî isimlerin mazharı ve hakikatin en berrak aynasıdır.
Abdülkerim el-Cîlî üç büyük eserini — el-İnsan el-Kâmil, Kitab al-Maratib ve Kitab al-Asrar — tek bir metafizik mimaride buluşturur; Zât’ın aşkınlığından isimlerin tecellîsine, Muhammedî Hakikat’ten varlığın kırk mertebesine, ruhun iç kozmografyasından tevhid ve cem’e uzanan bir [yol].
Ama onun çağrısı teorik bir sistem değildir; bir eşiğe davettir: Kendini gerçekten tanı; çünkü sende, senden daha büyük bir hakikat saklıdır. Kâmil insan burada bir ideal değil, bir emanettir — taşıyana yük, terk edene kayıp. İnsanın büyüklüğü bağımsız oluşunda değil, taşıdığı emanettedir.