Başarısızlıktan zafere, zaferden çöküşe savrulan bir hayat: Antik dünyanın en sıra dışı hükümdarlarından Demetrios`un portresi.
Büyük İskender MÖ 323`te öldüğünde ardında uçsuz bucaksız bir imparatorluk bıraktı ama onu yönetecek bir halefi yoktu. Bu coğrafya kısa sürede hırslı generallerin elinde parçalanırken ortaya çıkan kaosta Antigonos`un oğlu Demetrios bir yıldız gibi parladı. Yakışıklı, karizmatik ve gözü karaydı. Amacı; İskender`in mirasını yeniden tek elde toplamak ve başında kendisinin bulunacağı yeni bir dünya devleti kurmaktı. Bir ara bu hayaline çok yaklaştı. Ancak Mısır seferinde, Rodos kuşatmasında ve kaderini belirleyen Ipsos Savaşı`nda zafer hep elinden kayıp gitti. Sonunda Asya`ya düzenlediği o gözü kara son sefer, kariyerinin ve hayatının sonunu getirdi: Esir düştü ve damadı Seleukos’un sarayında, altın bir kafeste hazin bir sona sürüklendi.
James Romm, Demetrios`un askerî zaferlerinin ve yenilgilerinin yanında, aile ilişkilerini, tutkularını ve zaaflarını da ele alarak onu Antik Çağ’ın tozlu sayfalarından çıkarıyor ve kanlı canlı, karmaşık ve büyüleyici bir figüre dönüştürüyor.