Bu omurgasızlar, varlıklarını bir karakterin sarsılmaz duruşuna değil, bir etiketin geçici sahteliğine yaslayanlardır. Bilimden, sanattan ve ilimden nasibini almamış bu sığ zihinlerin yegâne sermayesi; kolundaki saatin tik takları, ayakkabısının cilası ve kullandığı telefonun camındaki yansımadır. Bir ortama girdiklerinde kalender bir duruşun veya ahlakın vakarıyla değil, ceketlerinin ışıltısı ve makyajlarının keskinliğiyle dikkat devşirmeye çalışırlar. Üretimin sancısını çekmemiş, hiçbir beceri ve kabiliyet geliştirmemiş bu kitle, varoluşunu sadece seyredilmeye ve kendini bir hizmet gibi başkalarının nazarına sunmaya adamıştır. Onlar için hayatın tek trajedisi arabasının boyasındaki bir çizik, ütüsü bozulan bir pantolon ya da fotoğrafta kötü çıkmış bir yüz hattıdır; dünyanın geri kalanı yansa, onların tek derdi akmış bir makyajın yarattığı o sahte hüzündür.