Ünlü Sloven düşünür Renata Salecl bugüne kadar büyüleyici fragmanlar yazdı ve yazmaya devam ediyor. Gündelik hayatın en basit görünen yönlerini ele alıp, onlardan öyle fikirler üretiyor ki okuru şaşkına çevirmemesi mümkün değil. Hepimizin her gün karşılaştığı olaylar onun kalemiyle büyülü bir hale kazanıyor. Hem de bu büyülü halden çıkıp teorik düşünme araçlarına dönüşüyor. Genetik, iş hayatının zorlukları, şirketlerin kar hırsı, annelik, yardımcı üreme yöntemleri, “doğal” felaketler, Slovenya’daki müteahhitlerin yaptığı küçük üçkağıtlar, psikanaliz teorisinin bazı kavramları, tıp alanındaki gelişmeler vb. bir araya gelerek nasıl bir dünyada yaşadığımızı bize hatırlatıyorlar. Olası ve radikal olarak farklı olabilecek bir dünyanın izlerini de sürüyor kitap.
Renata Salecl hem bir filozof hem bir sosyal bilimci hem de bir gündelik yaşam arkeoloğu desek yanılmış olur muyuz? Felsefe, politika, psikanaliz, adli tıp, genetik, sosyoloji gibi disiplinlerin kavramları hayranlık uyandırıcı bir bileşime kavuşuyor bu kitapta. Tabii kitabın başlığında ifade edilen bir doruk noktası da var kitabın: Aslında son kırk yılın bir muhasebesi sonucunda buraya ulaşılıyor. Sıradan insanların, bazen “orta sınıf” denilen insanların çalışıp çabalamalarına rağmen nasıl yerlerinde saydıklarını, yaşam güvencelerini nasıl kaybettiklerini ve çocuklarına bir şey bırakamama riskiyle karşı karşıya kaldıklarını da anlatıyor bize kitaptaki yazılar. Bu orta sınıfa bir ağıt gibi değil, daha çok neoliberalizmin tahrip edici etkilerini bir dizi farklı alanda gözleri önüne seriyor. Aslına bakılırsa neoliberalizmin sadece ekonomik etkilerine odaklanan “solcu” eleştirinin sürekli olarak gözden kaçırdığı arzu, beden, bilinçdışı boyutunu da gündemimize taşıyor Renata Salecl. Anneliğin, şiddetin, genetik alanındaki gelişmelerin vb. ele alınması bizi olası bir radikal politikanın “hemen şimdi” başlayabileceğine dair yüreklendiriyor da; vaatlerle donatılmış, ertelenmiş belirsiz bir geleceği beklememize gerek yok belki de.