Gitmekle çekip gitmek arasındaki fark nedir diye düşündüm ve bu kitabı okurken insanın gitmeye ne zaman karar vermesi gerektiğini sordum kendime. Vazgeçmek ve geride bırakmak gitmek için tercih olabileceği gibi serüven duygusunu yitirmekten korkmak da belirleyici olabilir.
Bu kitap bir yanıt aramıyor, yanıt vermenin olanaklarını zorlamıyor kesinlikle. Gitmekle kalmak arasında bir tercih söz konusu olduğunda, bütün hayatı boyunca gitmenin zarını atan bir insanın yazdıklarını tecrübe ediyor sadece.
Şiirden felsefeye geçiyoruz, aslında böyle düşünürken de yanılıyoruz. Hayatın kendisini o dar ve çıkmaz sokaklarda yeniden öğrenmenin adımlarını atıyoruz her yeni sayfada. Geride kalanla yaşanacak olanın çetrefil çıkmazı bizi heyecanlandırıyor ve geride kalanın aşılmamış sınırları can sıkıyor sadece.
Korkudan umuda evrilen yol daha ışıltılı bir gelecek sunmuyor kuşkusuz; yere düşen o ışıltıyı almayı zorunlu kılıyor. Yaşadıklarından ders almakla uğraşmıyor bu kitapta yazar, düşlerinin peşinden gidiyor… satacak bir fiyakalı arabasının olmadığını da biliyor üstelik.
Hangi yolda ve hangi nedenle kendisi olacağını bilen insanlar için öyküler geçidi. Hınzırca üstelik…