Aydın’ın kızgın topraklarından Edremit’in dar sokaklarına uzanan bir hayatın, sessiz ama devasa başkaldırısıdır Yusuf’un hikayesi. Yağmurun toprağa düştüğü o ilk anda yayılan koku kadar saf; bir eşkıya baskınının bıraktığı iz kadar keskin...
Sabahattin Ali, bu ilk başyapıtında sadece bir kasaba trajedisini değil, insanın yozlaşmış bir düzen içinde nasıl nefessiz bırakıldığını anlatıyor. Yusuf, parmağındaki yarayı ruhunun zırhı yapmış, haksızlığa karşı sükutuyla bağıran o ebedi "uyumsuz"... Muazzez’e duyduğu imkansız aşkla kirli bir dünyanın içinde temiz kalmaya çalışan bir kahramanın, her şeyini kaybederken aslında özgürlüğüne yürüyüşü.
"İçimizde öyle bir dünya var ki, dışımızdaki dünya ile hiçbir ilgisi yok."
Türk edebiyatının bu sarsılmaz kalesi, bütün eserlerini o meşhur yeşil mürekkebiyle kaleme alan Sabahattin Ali’nin doğaya, adalete ve insana duyduğu bitmek bilmeyen özlemin bir mühürüdür. Şimdi, o yeşil satırların ardındaki derin hüznü ve bozulmamış bir ruhun sessiz fırtınasını keşfetme zamanı.