Edebiyat tarih süreci içerisinde kendi birikimiyle devam eder. Bu birikim milli ve manevi değerler silsilesinin duygu ve düşünce süzgecinden geçirildikten sonra kişisel yeteneğin üreticiliğinde şekilden şekile bürünür. Halk şiiri ve klasik şiir dediğimiz aynı edebiyatın farklı yolları anlamın sunuluşundaki samimiyette birleşmiştir. Bu açıdan bakıldığında Fuzuli’in sanatlı bir üslupla ele aldığı Hz. Muhammed’în sevgisini dile getiren naatları ile Yunus Emre’nin sade bir anlatımla Hz. Muhammed’in aşkını dile getirişi arasında anlamın samimiyeti açısından hiçbir fark yoktur. Çalışmamıza konu olan İsmail mahlaslı şairin ortaya koyduğu şiirler tam da bu açıdan, anlamın samimiyeti açısından önem kazanmaktadır. Hem hece ölçüsü ve dörtlüklerle hem de aruz ölçüsü ve beyit ve bendlerle şiirini oluşturan şair, sanat sıkıcılığına girmeden şekil ve anlam yönüyle rahat bir söyleyiş içine girmiş basitliğe düşmeden duygu ve düşüncelerini kendi yeteneği ölçüsünce ifade edebilmiştir. Büyük ihtimalle bu İsmail mahlaslı şair, musikimizin piri olan Hammamizade İsmail Dede Efendi’dir. II. Mahmud dönemi içerisinde kaynaklarda İsmail mahlası ile şiir yazan şaire henüz rastlanılmamıştır. İsmail’in II. Mahmud’a methiye yazması, sultanın yardımını görmesi gibi nedenlerden dolayı bu İsmail’in, Hammamizade İsmail Dede Efendi olabileceği ihtimal dahilindedir.