"Kısacası, uzun hikâye…” diyerek kaleme aldığım satırlar vardı, heybemde. Bir nehir gibi akan ömrümüzün kıyılarında kimi zaman dinlediğim, kimi zaman da dinlenmek için sığındığım satırlar… Her biri insana dair; umuda, arayışa ve hayata dair… Tepeden tırnağa insan, kimi zaman da isyan doluydu bu satırlar; zamana, sana, bana, yaşanmışlıkların yüküne ve yaşanamamışlıkların sızısına… Anlatılanların görkemine olduğu kadar, anlatılamayanların o derin sessizliğine de bir sesleniş…
Kimi zaman da nefesimizin bile sayılı olduğu şu kısacık ömürde durup kendimizi sorgulamak istedim. Çünkü kadim bir hakikate inandım ve ikrar ettim: Sorgulanmamış bir yaşam, yaşanmaya değmez idi. Ben de şol sebepten “Hayatın Kendisi Adına” söylenen ne varsa bu sayfalarda bir araya getirdim.
Sevgili okur; eğer bu satırlarda kendi sesinizden bir yankı bulabilirseniz ve yazılanları birlikte okuyup aynı hissin paydaşı olabilirsek, birlikte yaşamı sorgulayıp birlikte anlayabilirsek… İşte o zaman, bu kitap gerçek anlamına kavuşmuş olacaktır.
Bazı kitaplar okunur. Bazıları ise insanın içinde uzun süre yaşamaya devam eder.
Belki de burada anlatılanlar, senin hikâyendir."