“Sorgula çirkini güzelmiş gibi / Güzel sözlerle süsle çirkinin gövdesini / Güzel ile değiştiriver yüzündeki çehresini / Bir an
olsun sevinsin güzel sansın kendisini / Güzel sansın ki kanmasın gören onun yüzünü / Anlasın ki çirkinin yüzü asla olamaz
güzelin yüzü / Tersine dönse gökyüzü…“
“ ‘On Ana’ sonsuz sayıdaki sayıların doğurganı olan, ‘Yirmi Dokuz Ana’da sonsuz sayıda sözcüklere gebe kalan! “Otuz
Dokuz Ana”dır gerçeklik ve hayal dünyalarımızda gezinip duran ki bunlardır sonsuz sayıda sınırsız bir şekilde
betimlemelerimizi sağlayan…”
“İleti ile dolu uzay / Her an ve her nokta / Etki etsin diye her varlığa / Tepki gelebilmesi adına / Kimi varlıklar etkileşimi
tamamlar doğal kanallarla / Kimi varlıklar iletişimi gerçekleştirdiğini sanır yapay yollarla / Kim verici kim alıcı bilinmez, bu
bir muamma / Nice nice enerji dönüşür nicelerine gereksizce oysa…
Hayat bu mudur acaba? Kararı vermek kolay mı sorgusuzca?”