Yaşamak denen hayhuyda görünmez kılınanlar, bıçak sırtı bir geçmişin olanca yükünü omuzlayanlar... Ozan Günokur; Çin Plajı`yla öykücülüğümüzde sahici, sert ve bir o kadar samimi bir alan açıyor.
Günokur; toplumsal çelişkileri ve gündelik şiddeti keskin bir gözlem gücü, yalın bir gerçekçilik ve ince bir ironiyle işliyor. Şantiyelerden steril villalara, gurbetçi odalarından market reyonlarına, karakol sorgularından 90`ların puslu atmosferine, sosyal medyadaki parıltılı yaşamların ardına gizlenen sınıfsal kibre, iş kazalarında yitirilen uzuvların sessiz utancına, birahane köşelerinde yankılanan arabesk tınılara bulanmışların trajikomik hezimetlerine; ezcümle sokaktaki insanın diline ve ritmine kulak kabartırken; acı ile absürdü, hüzün ile mizahı aynı potada eritmeyi başarıyor.
Çin Plajı; kenarda kalanların, kaybettiğini bile fark edemeyenlerin ve öfkesini diri tutmaya çalışanların incelikli hikâyesi.