Bazı hayallerin bedeli, insanın bütün hayatı olabilir.
Nilsa’nın tek istediği kendi kararlarını verebilmek ve edebiyatla nefes almaktı. Ancak acımasız bir iftira; onu bir gecede evinden, hayallerinden ve sığındığı tüm kitaplardan kopardı. Bir kalemde silinip sokağa atıldığında, telefonunun ekranında kimden geldiği belli olmayan tek bir cümle belirdi:
“Hayat üzülecek kadar kısa değil.”
O gizemli uygulamanın arkasındaki görünmez sese içini dökerken, kütüphane koridorlarında yolları kesişen Barbaros, Nilsa’nın dünyaya karşı ördüğü o kalın duvarları yıkmaya kararlıydı.
En yakınları tarafından sırtından bıçaklanan bir genç kız, bir yabancının sabrına inanabilir miydi? Peki ya o ekrandaki ses, sandığından çok daha yakınındaysa?
Paramparça olmuş bir kalp, yeniden birine inanabilir mi?