Oblomov
İvan Aleksandroviç Gonçarov (1812-1891): Rusya`nın yetiştirdiği en önemli romancılardan biridir. Bütün dünyada başyapıtı sayılan romanı Oblomov 1859 yılında yayımlandığında Rusya`da büyük bir etkisi oldu. Oblomov karakteri 19. Yüzyıl Rus soylusunu öylesine gerçekçi, öylesine isabetli yansıtıyordu ki, "Oblomovluk" sıfatı günlük dile yerleşen bir kavrama dönüştü. Hatta "bir karar almaktan ya da harekete geçmekten kaçınma, hareketsizlik ve tembellik hali" karşılığıyla sözlüklere geçti. Herhangi bir şey için çaba sarf etmekten sürekli kaçınan, toplum hayatının basmakalıp normlarına yerinden kıpırdamadan başkaldıran, bağımsız ve saf "antikahramanıyla" Oblomov hem Rus tembelliği üzerine bir alegori, hem de lirik bir hiciv şaheseri sayıldı. Gonçarov`un özgün mizahı, okuru içtenliğiyle sarmalayan dili, sevgiyle yarattığı, kimi zaman olay örgüsünün ve konunun önüne geçen etkileyici karakterleri Oblomov`un Rus klasikleri arasında benzersiz bir yer edinmesini sağladı. Dönemin parlak eleştirmenlerinden Dobrolyubov`un, "Oblomov`un tembelliği ve ilgisizliği, tüm roman boyunca olayların tek itici gücüdür," sözleriyle özetlediği Oblomov değerini hiç yitirmeden günümüzde de okurları etkilemeye devam ediyor.
Günay Çetao Kızılırmak (1981): 1994`te yerleştiği Rusya`ya bağlı Adigey Cumhuriyeti`nde 13 yıl yaşadı. Burada Rus Dili ve Edebiyatı Bölümü`nü bitirmesinin ardından öykü ve roman çevirilerine başladı. Puşkin, Gogol, Turgenyev, Dostoyevski, Tolstoy ve Çehov gibi büyük Rus yazarlarının çeşitli eserlerini çevirdi. Çağdaş Rus yazarı Vladimir Makanin`in ve Sovyet yazarı Andrey Platonov`un öykü ve romanlarını dilimize kazandırdı. Marina Tsvetayeva`nın şiirlerini çevirdi. Köstebek Yolları adlı bir öykü kitabı ile Mualla adlı bir romanı bulunmaktadır. Ankara`da yaşıyor.