Tükendi
Stok AlarmıBursa Haremi’nin görkemli duvarları arasında, fısıltılarla yayılan korkunç bir sır dolaşıyor. Altmıştan fazla hatunun sırra kadem bastığı, geride ne bir iz ne de bir ses bıraktığı bu karanlık dehlizlerde, sessizliği bozan tek şey vicdanın çığlıkları.
Çandarlı Feraye, yalnızca kayıp bir düzeni değil, insan fıtratına aykırı, kan donduran bir gerçeği aydınlatmak için yemin ettiğinde, karşısında sıradan katiller bulacağını sanıyordu. Oysa ormanın derinliklerinde kurulan vahşi sofralar, "Güneş" ve "Ay" adlarının ardına saklanan karanlık zihinler ve açlıkla terbiye edilmiş "yabaniler", Feraye’yi bekleyen kâbusun sadece başlangıcıydı.
Dost bildiklerinin maskesi düştüğünde, en güvendiği duvarlar yıkıldığında ve masumiyet kanlı bir kuyuya hapsolduğunda Feraye için tek bir yol kalmıştır:
“Bu savaşın bir sırrı yok, sadece kurbanları var.”
Zalimlere ceza, masumlara nefes olmak için çıkılan bu yolda; avcı kim, av kim?