“Kanın kokusunu aldım.”
“Sen kanın kokusunu mu aldın?
Affan sana... ne oldu?”
“O kanın kokusu ama... Ya senin kokun?
Ben onu istiyorum. Ama yine olmuyor, hâlâ kokunu alamıyorum...”
Herkesin tuhaf bulduğu yeğenim bir cinayete karıştığında, suçunun karşılığında benden istedikleri tek bir şey vardı: Ölmem. Affan’ın kız kardeşinin yaşaması için kalbime ihtiyacı vardı. Benim tek koşulumsa canımın yanmamasıydı.
Böylece nasıl ve ne zaman öleceğimi bilerek onunla yaşamaya başladım. Affan beni ailesinin gördüğü gibi görmedi. Benden nefret etmedi, bana öfke duymadı. Beni ölecek biri gibi değil, herhangi bir insan gibi gördü. Ama ben onu, ölümümü bekleyen bir adam olarak görmeyi bıraktım.
Ve o zaman, ölecek olmaktan daha çok canım yandı. Çünkü bazen en çok acıtan şey ölmek değil; sana gülümseyen birinin, senin ölmen gerektiğini düşünmeye devam etmesidir.
27.10.2026