Kürt edebiyatının ulu çınarı Mehmed Uzun, Kürtlerin özgürlük mücadelesini, yenilgileri, yalnızlığı ve çaresizliği tüm çarpıcılığıyla resmediyor...
Kader Kuyusu’nda İstanbul’un ihtişamlı konaklarından Şam’ın sefil sokaklarına savrulduktan sonra ömrünün son günlerini yoksullukla boğuşarak geçirmiş ünlü yazar, dilbilimci ve siyasetçi Celadet Ali Bedirhan’ın hayatını konu alan Mehmed Uzun, sıla hasreti çeken Kürt aydınlarının yaşamlarına ışık tutan fotoğrafların izleğinde benzersiz bir nehir romana imza atıyor.
Üst zümrenin şehirli pratikleri, entelektüel ve kozmopolit ilişkiler, dünya savaşları… Büyük Buhran’ın Ortadoğu’daki tezahürleri… Acı, yoksulluk, burukluk ve dinmeyen bir özlem… Uzun’un bu olgunluk dönemi eserinde tüm bunlar bir kuyu metaforuyla biçimlendirilerek gerçekçi bir dil ve modern bir üslupla harmanlanıyor.
“Mehmed Uzun gelecek büyük Kürt romanının, roman dilinin ilk temel taşını koydu. Bu onur onundur.”
Yaşar Kemal
“Mehmed Uzun bir dil, bir modern edebiyat yaratan bir göçmen; çokkültürlü, Kürt, Türkiyeli, Anadolulu, Mezopotamyalı, İsveçli ve Dünyalı.”
Ottar Fyllingsnes