“Babam bu odada öldü. Mabedinde. Kitaplarının, dolma kalemlerinin, defterlerinin arasında…”
Bir ölüm, ardında neler bırakır? Bir odanın içine sinmiş kelimeler, yarım kalmış cümleler ve kime ait olduğu bilinmeyen dosyalar… Melih, babasından geriye kalan bu sessizliğin içinde aslında hiç tanımadığı bir adamla karşı karşıya kalır.
İki Bıçağı Birbirine, geçmişle hesaplaşmanın ağır yükünü taşıyan bir roman. Babası öldükten sonra Melih, kilitli bir çekmece bulur. İçinden çıkan hikâyeler yıllardır saklanmış bir hayatın kapısını aralar. Artık kardeşi Çiğdem’le yeni bir eşiktedirler.
Çilem Dilber, bu romanda aile, aidiyet, kimlik ve sır gibi temaları katmanlı bir kurgu içinde işlerken bireyin kendini anlama çabasını da merkezine alıyor. Yazmak ve hatırlamak arasındaki gerilimde ilerleyen İki Bıçağı Birbirine, okura yalnızca bir hikâye değil, aynı zamanda bir yüzleşme deneyimi vadediyor.