Zeynep, Lara’nın ellerini tuttu.
-Hatırlıyor musun, ilk geldiğinde sana ne demiştim?
Lara tebessüm etti.
-Sükûtunda bir sır var…
-Şimdi sana son kez bir şey söyleyeceğim. Lara dikkatle dinledi. Zeynep’in sesi her zamankinden daha yumuşaktı.
-Artık sırrı arama. Sır ol.
Lara’nın gözlerinden yaşlar süzüldü. Çünkü o an anladı. Hazreti Hatice’nin bıraktığı miras...
Bir kitap değildi. Bir hayat tarzıydı.
İnsanlara yük olmak yerine omuz olmak...
Kırılınca sessizce Rabbine sığınmak...
Sevince karşılık beklememek...
Ve vefayı, nefes bitene kadar taşımak...
İşte sır buydu.
Lara usulca Zeynep’e sarıldı.
Bu sarılış ilk günkü gibi değildi.
Bu kez kolları da sarıldı. Kalbi de.
Vedalar bazen ayrılık değildir. Bazen insanın,
öğrendiği hakikati alıp dünyaya götürmesidir.