"Bazı savaşların anıt taşları yoktur; onlar gölgelerde verilir ve yalnızca yerin fısıltısına, milletin hafızasına kazınır.
Elinizdeki bu eser; sarayın yaldızlı sütunları arasında saklanan ihanetlerin, bazen bir otaçı (şifacı) bazen bir bitigçi (kâtip) maskesi ardına gizlenen vatan sevdalılarının ve damarlarındaki kanın çağrısını reddedemeyenlerin öyküsüdür.
Gökbörü, sadece bir karakter değil; bir milletin uyanışının, sabrının ve zekâsının simgesidir. O, Luoyang`ın boğucu usulleri içinde soluk alırken bile aklı Ötüken`in serin yaylalarında olan bir kahramandır. Gözü karalığı ve bilgeliğiyle bize; insanın köklerinden koparılsa dahi toprağın elbet kendi oğullarını tanıdığını ve kanın eninde sonunda kendi yatağına aktığını gösteriyor.
Gökbörü`nün pençesiyle açtığı bu yolda, tarihin tozlu sayfaları arasında yitmiş bir canın, koca bir imparatorluğu nasıl sarstığına tanıklık etmeye; kılıçların kınından çıktığı, maskelerin düştüğü ve börülerin şafağa yürüdüğü o âna davetlisiniz.
Bozkırın hür yelleri her daim yüzünüze vursun.
Türk, öz kimliğini unutmasın. Gerektiğinde bir börüye nasıl dönüştüğünü, ihtiyacı olan ulu gücün damarlarındaki asil kanda mevcut olduğunu hatırlasın."