Anne olmak, yeniden sevilmeyeceğin anlamına gelmez.
Tam tersine, insan en çok kendini seçtiğinde sevilmeye hazır olur.
Altı yıl süren bir evlilik, mahkeme salonunda tek cümleyle son buldu.
Meva, sevdiği adamla kurduğu hayatı ayakta tutabilmek için yıllarca kendinden vazgeçti.
Ta ki onun yanında hissettiği yalnızlığın, yabancıların arasında duyulan yalnızlıktan daha ağır olduğunu anlayana kadar.
Dört yaşındaki kızının elini tutup geçmişinden çıktığında ise onu bambaşka bir hayat bekliyordu.
Bir asansör.
Bir karşılaşma.
Ve Meva’nın içinde küle döndüğünü sandığı her şeyi yeniden alevlendiren gizemli bir adam… Ahmet Kürşat.
Geçmişin yaraları hâlâ tazeyken yeniden sevmek mümkün müydü?
Yoksa bazı aşklar, insanın en çok korktuğu yerde mi yuva bulurdu?