Bazı hikâyelerde gerçek, görüldüğü gibi değildir. Çünkü insan, dünyayı olduğu gibi değil, durduğu yerden görür.
Füsunkâr...
Adını, bir hayattan geriye kalan izlerden alan bir kız. Ve o izlerin içinde annesinin saklı karanlık hikâyesi...
Bir yanda, kendi annesinin yokluğuyla yüzleşememiş, içindeki boşluğu kıskançlıkla doldurmuş ve o karanlıkta kaybolmuş bir kadın... Diğer yanda, o kadının kızı olarak büyüyen, gerçeğin en ağır hâliyle karşılaşmasına rağmen kaçmayı değil, yüzleşmeyi seçen Füsunkâr.
Ve bu hikâyenin kalbinde bir baba: Umut.
Kendi acılarıyla, kayıplarıyla ve kırılmalarıyla ayakta kalmaya çalışan ama en çok da kızının kaderini değiştirmek için direnen bir adam.