İnsan, varoluş sahnesine adım attığı andan itibaren bir anlamın, bir hakikatin peşine düşer. Oysa çoğu zaman dış dünyanın gürültüsünde kendi özünü ıskalar. Bu kitap; o derin sessizliğin, içsel bir muhasebenin ve kelime işçiliğinin ürünüdür.
Alışılagelmiş doğruları sorgulayan; insanı kendi nefsiyle, kibriyle, kaderiyle ve en nihayetinde ölümüyle yüzleştiren felsefi bir ayna niteliğindedir. Her bir satır; hayata tutunma çabasının, sancılı bir bilincin ve hakikat arayışının dize dize dökülmüş bir parçasıdır.
Yalnızlığın içinden geçen, nefsin labirentlerinde sınanan ve anlamın kıyısında duran insana; kendi bilgeliğine giden yolu arzulaması için bir davettir bu satırlar.
Eğer sen de kendinle yüzleşmekten kaçmayan, hakikatin çağrısına kulak vermeyi göze alanlardansan; bu kitap, o yürüyüşünde sana eşlik edecek.