Bir zamanlar Türkler büyük bir felaketle karşı karşıya kaldı.
Yurtlarını kaybettiler, düşmanları tarafından kuşatıldılar ve yüksek dağlarla çevrili Ergenekon`a sığınmak zorunda kaldılar.
Ama onlar vazgeçmediler.
Yıllar geçti... Nesiller büyüdü...
Türkler Ergenekon`da çoğaldı, güçlendi; törelerini, geçmişlerini ve kim olduklarını unutmadı.
Sonunda önlerinde aşılması imkânsız görünen dağlar kaldığında bir demirci ortaya çıktı ve hiç kimsenin düşünemediği bir yol gösterdi:
Dağ geçit vermiyorsa, dağı eriteceklerdi!
Ateşler yakıldı, demir kızdırıldı ve yüzlerce yıl sonra özgürlüğe açılan yol ortaya çıktı.
Bozkurt`un yol gösterdiği bu büyük çıkışla Türkler yeniden bozkırlara kavuştu.
Ergenekon Destanı, çocukları ve gençleri yalnızca geçmişin büyülü dünyasına götürmüyor; onlara cesaretin, sabrın, dayanışmanın ve umudunu kaybetmemenin neleri başarabileceğini de hissettiriyor.
Bu kitabı okuyan gençler, Ergenekon`dan çıkarken yalnızca bir destanı öğrenmeyecek...
Köklerini tanıyacak, atalarının mücadele azmini hissedecek ve ne kadar büyük olursa olsun her zorluğun aşılabileceğine inanacak.
Çünkü bazen önümüzde bir yol bulamayız.
O zaman kendi yolumuzu açarız.