Adana’nın unutulmuş konaklarında iki arkadaşın define arayışı, zamanla bir akıl labirentine dönüşür. Nadir, neyin gerçek, neyin sanrı olduğunu ayırt edemedikçe kendi zihninin karanlık koridorlarına çekilir. Her köşe, her gölge, her koku içindeki çöküşün yankısı gibidir. Burgaç, bir kentin yıkıntılarında insanın kendine saplanışını anlatan, derin ve sarsıcı bir roman. Bünyamin Hazar, dili ustaca kullanarak okuru hem mekânsal hem ruhsal bir enkazın içine çekiyor. Gerçeklik, bir yanılsamaya, yanılsama tek sığınak haline geliyor.