Arka Sokaklar, modern şehir hayatının kıyısında unutulmuş insanların hikâyesini merkeze alan, sert ve sarsıcı bir roman.
Bireyin bir kırılma anından sonra hızla nasıl sistem dışına itilebildiğini, adalet, suç ve vicdan kavramlarının yeniden nasıl tanımlandığını çarpıcı bir gerçeklikle ele alıyor.
Romanın merkezindeki Ayhan karakteri, klasik bir suç figürü ya da kahraman olarak değil, koşulların şekillendirdiği bir sonuç olarak kurgulanıyor. Ailesini kaybetmesiyle başlayan düşüş, hayatta kalma içgüdüsünün giderek bir iktidar arzusuna dönüşmesini gözler önüne seriyor. Bu yönüyle elinizdeki roman, bireysel bir trajedinin toplumsal bir eleştiriye evrildiği güçlü bir anlatı sunuyor.
Arka Sokaklar şiddeti estetize etmeden aktarırken okuru rahatsız edici sorularla baş başa bırakıyor. Görmezden gelinen gariplerin hiç biri isteyerek sokaklara düşmedi. Suç kimin eseridir? Bir insan ne zaman caniye dönüşür? Ve toplum, yarattığı karanlıkla yüzleşmeye hazır mıdır?
Arka Sokaklar, polisiye ve suç edebiyatı unsurlarını derin bir psikolojik çözümlemeyle buluşturarak, okuru yalnızca bir hikâyenin değil, bir vicdan muhasebesinin içine davet ediyor.