sadsad x
asdasd

Dedalus Set (10 Kitap)

Ercan Y Yılmaz

Dedalus Kitap

  • Açıklama
  • Yorumlar
  • Detaylar
  • 1- Maceraperest Turan Sözlüğü v. 2.12

    Bu kitaba dokunmadan, onun sadece ön kapağıyla ilgilenebilirdin. Sanırız biraz dikkatini çekti kitap, arka kapağını okuyorsun. Açıkçası, bu kitap bir roman. Daha doğrusu, resimleri yazıyla dökülmüş bir yarı-çizgiroman. Şöyle biraz karıştırdığında ne demek istediğimizi anlayacaksın. Eğer ilk karede hikâyeye tutunduysan, ne mutlu sana. Devamı gelecektir. Bu yarı çizgi-romanın baş karakterine bakıldığında, Eyüp sırtlarını tırmanan bir bilge ya da bilgenin talebelerinden birisinin macerası veya yazılması yıllar önce tasarlanmış bir kitap olduğu düşünülebilir. Koskocaman bir yapıt Divânü Lügâti't-Türk olduğu da varsayılabilir. Bu sana kalmış. Metinler arasında çıkılan bu yolculukta, 21. Yüzyıl'ın ilerleyen geçmişiyle karşılaşabileceğin gibi, zihninde taşıdığın dünya tarihiyle de burun buruna gelebilirsin. Bu gibi durumlarda korkmamalısın. Eğer okuyacaksan.

    2- Simirna Cinayetleri - Kabus

    Simirna Cinayetleri devam ediyor! 1800'lü yılların İzmir'indeyiz yine. Ermeni Mahallesi'nde, Haynots'da. Mabetler, sokaklar, evler...İçerinde toplantılar, kutlamalar, bazen cinnetler. Tüyler ürpertici cinayetler ve ölümcül saldırılar. Mahallede hiç kimsenin duymak istemediği hikâyeler. Hepsi, kimsenin duymak istemediği kâbuslar. Herkes tedirgin, çünkü tamamı gerçek. Bu sefer, Fransız dedektif Edmond Leblanc ise karabasanı bitirmeye kararlı. Düellonun yazarı Suphi Varım'dan tarihin koridorlarında yeni bir polisiye öykü. Keyifli bir gününüzdeyseniz, bu romanı okumaya karar verdiyseniz, gökyüzünüzün kararmasına hazırlıklı olun.

    3- Simirna Cinayetleri - Düello

    "Tuhaf şeyler oluyor! Ardı esrarengiz cinayetler! Açıklanması güç ilişkiler! Hepsi bir yumak gibi! Hatta olayların tamamının on dokuzuncu yüzyılın sonlarında geçmesine rağmen, hepsinin kökleri Ortaçağ'da. Tapınak Şövalyeleri ve Gül Haçlıları karışıyor her şeye. Hem de nerede? Deniz kokan İzmir'in karanlık sokaklarında! Ortalıkta faytonlar, kupa arabaları koşuşturuyor! Bu cinayetlerin yazarı Suphi Varım, büyülü kelimelerle kanınızda dolaşmaya artık başlamış, usul usul zihninizi de ele geçiriyor. Yapacak bir şey yok, siz de onun dedektifinin peşinden... Soluk soluğa! Aman dikkat!

    4-  İlahi Bugs Bunny Komedyası'na İki Ciltlik Metro Bileti

    Evet, bir balinanın karnını, roman azmını yazar Orhan Bey için bir oturma odasına dönüştüren bir kitap elinizdeki. Bu yüzden biraz ağır. Ayrıca, genç ve güzel bir kızın elbisesindeki Buggs Bunny figürü, sizi cadde ve meydanlarda onunla yürümeye çağrıyor. Öykülerinin sürükleyici olmasının nedeni bu. Çeşitlilik taşıyor öyküleri. Mesela, bu kitap yüzünden hiç okumadığınız bir Prevert şiirini rüyanızda görebilir, olup bitenin gerçek olduğunu düşünebilirsiniz. Derin, yumuşak ve hızlı bir okuma keyfi sunan İki Ciltlik Metro Bileti'nin yazarının şu an burada bulunmuyor olmasını fırsat bilerek, kendisi biraz alçakgönüllü, hemen söyleyelim: Vonnegut'un, Keret'in, Hornby'nin imreneceği mizah zekâsını ve hüznünü taşıyan Vardarlılar'ın öyküleri, Woody Allen'a "artık İstanbul'da film yapabilirim!" dedirtecek bir keyfi verebilirken, Max Brod'u "editörlüğünü ben yapsaydım, ölmeseydim de, " diye hayıflandırabilecek kadar üzebilir. Peki Brod, artık bu kitabın editörü olabilir mi? Büyük bir mutlulukla, tabi ki hayır!

    5- Bak Önümüzde Yeni Bir Mevsim
    Bak Önümüzde Yeni Bir Mevsim, Serkan Türk’ün dördüncü öykü kitabı. Bu kitabında da, diğerleri gibi yeni olanı arıyor ve yine diğerleri gibi öykülerinin tamamı yalın ve özgün bir Türkçe’yle kaleme alınmış. Ruha işleyen, okunmaları tamamlansa da zihinde devam eden öyküler. Hitler ve Yoldaki Üç Kişi, Hadi Öldür Şunu Aslanım, Wansee’nin Mavi Suları, Ailenizden Biri Beklenmedik Bir Anda ile Bak Önümüzde Yeni Bir Mevsim, Türk öykücülüğünün usul usul yükselen sesi.

    6- İçimdeki Kalabalık

    “Bilgisayar tuşlarının mekanik tıkırtısı, telefon zilleri, durmaksızın çalışan fotokopi makinesinin vızıltısı, gülüşmelerle kesilen fısıltılar, bardaklara çarpan çay kaşıkları, koltuk gıcırtıları, açılıp kapanan çekmeceler, zımbalanan kâğıtlar… Sonra birden susuyor her şey. Zaman, sihirli bir değnekle dondurulmuş gibi asılı kalıyor bir süre. Herkes kulak kesilip sessizliği dinliyor.”

    “Güller, aşkın yabancılaşmasıyla yaralanan, kentte yalnızlaşan, 'mağdur' bırakılan kadınların fısıltılarına kulak kabartıyor ve duyabildiklerini aktarıyor. Kitabın içinde erkek, sadece bir kere, o da kahramanlığa öykünerek başrolü kapabilmiş.”
    Sedat Demir

    “Gamze Güller'in öykülerinde dikkatimi çeken, farklı dünyaları içtenlikle anlatması ve tekrara düşmemesi oldu. Dili, anlatımı, ayrıntı seçimi, atmosfer oluşturması kısa sürede kendi biçemini yaratacağının ipuçlarını veriyor.”
    Cemil Kavukçu

    7- Emanet Gece

    Mehmet Ergünün öyküleri emanet bir geceden, emanet bir günden; insanın kendine, toplumun insana dayattığı sınırlar ve sınırlarla yüzleşme çabasına açılıyor. Ergün, kurduğu mahallede, insanın suçla arasındaki mesafeyi okura adımlatıyor. Kahramanların dost, aşıkların yalnız olabileceği halleri taşıyor yazarın kurduğu "ev akşamları."

    8- On Üç Sıfır Sıfır

    On Üç Sıfır Sıfır, zor zamanların ve mekânların görkemli bir hikâyesi. İçinde, bir diğerini kucaklayan küçük ve etkili anlatılar, canı fena halde yananların sessizliği ve olup bitene tanık olan eşyaların kelimeleri var. Bunların üzerinde ise, Ercan y Yılmaz’ın anlatıyı anlatılanın duygu yoğunluğuyla örtmeyen, soğukkanlı, ustaca tercihleri ve sonuna kadar hızlı bir öykü tekniği.

    Normal şartlar altında, bir kitabı okura taşırken bu denli ululama ifadeleri kullanmazdık ama eğer bu kitap dile gelseydi, “Ben bir öykü kitabı değilim”, derdi, “Çok fena bir öykü kitabıyım,” derdi. Çok fena, çünkü zaman zaman y Yılmaz’a içten içe kızıyorsunuz, “Anlattıklarınızın şiddeti, nasıl hem bu kadar soğukkanlı biçimde gerçekçi hem de nasıl bu düzeyde yazınsal kılınabiliyor,” diye.

    9- Avcısını Taşıyan Ceylan

    Avcısını Taşıyan Ceylan, Erkan Aslan’ın ilk kitabı. Bir çocuğun iç dünyasından anlatılan öyküler yerel söyleyişlerle de canlandırılıyor, kurguda bir gerçekçilik sağlıyor. Anne, baba, dede, nine, doğa yer buluyor kendine. Ayrıntılı bir anlatıma sahip olsa da okurun ayrıntılarda kaybolmasına izin vermeyen bir kurgu söz konusu. Genç öykücülüğümüzde kendine ait bir üslupla kendi rengini okurlarına gösteren Erkan Aslan, yeni ile geleneksel olanı bir araya getirerek özgün bir eser veriyor.

    10- Elleme, Baba Yorgun!

    Elvis Presley mi? O, bu romanda; fazlasıyla. Krallığı, meşhur kahvaltıları ve kendisini hiç görmediği oğluyla birlikte. Bu novella'da, yazarının hiç gitmediği Antartika'dan Latin Amerika'ya, Almanya'dan Susurluk'a kadar yuvarlanan hikayeyi, kahramanının ağzından bir çırpıda dinleyiveriyoruz. Dil, bir caz parçasında üflenen notaların, vurulan ritimlerin doğaçlaması gibi. Dağınık, bir o kadar da müzikal. Kanseri yenebilecek bir yumuşaklığı var, kelimelerinin. Metinler arasında dolaşırken Bruce Springsteen, Beatles, Tansu Polatkan, Denizaltı, Victor Jara gibi isimlere; hatta, cenaze meselesinde kendisinin Elvis'in oğlu olduğunu düşünen,buna inanan kahramanımızın suç ortağı Leonard Cohen'e rastlıyoruz. Evet, bir ceset var rotası olmayan kamyonunun arkasında, Elvis'in cesedi. Kimbilir, herif gerçekten Elvis'in oğlu olabilir. Peki, onun girdiği tünele girilir mi?

  • Özellikler

    Basım Yeri : Türkiye
    Basim Dili : Türkçe
    Boyutlar : 13 x 20 cm
    Cilt Durumu : Ciltsiz
    Kağıt Tipi : 2. Hamur
    Sayfa Sayısı : 1382
    Barkod : 3990000029172

    Katkıda Bulunanlar

    Yazar Adı
    Bahri Vardarlılar
    Ercan Y Yılmaz
    Erkan Aslan
    Gamze Güller
    Mehmet Ergün
    Sabri Gürses
    Serkan Boyacıoğlu
    Serkan Türk
    Suphi Varım

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.